Nesnelerin internetiyle kurumsal mobil çağa hazır mısınız?

Geleceğin iş dünyasında bizim teknolojiyle nasıl etkileşime geçtiğimiz değil, teknolojinin bizimle nasıl etkileşime geçtiği daha büyük önem taşıyacak. Nesnelerin interneti kavramının yaygınlaşmasıyla da yeni çağın kapıları sonuna kadar açılacak.

Günümüzde mobil nesil olarak değerlendirilen bir nesil var. Mobil neslin tanımı ise şöyle: 0-14 yaş arasında olan; doğduğunda internet, dünyayı anlamaya başlamasıyla da mobil internetle tanışan nesil. Bu gençlerin ekonomik sistemimize dahil olacakları tarih çok da uzakta değil. Klasik hesaplarla en büyüğü bugün ondört yaşında olan çocuklarımız on yıl sonra 24 yaşında eğitimli gençler olarak belki de ilk iş görüşmelerini bizlerle yapacak.

Peki, hem bizler hem de şirketlerimiz bu mobil nesil ile çalışmaya dahası onları müşteri olarak kabul edip ihtiyaçlarına uygun ürün ve çözümler üretmeye ne kadar hazırız? Bu sorunun yanıtını bulduğumuzda aslında yeni çağa da hazır olacağız ama öncesinde biraz daha beyin jimnastiği yapmakta fayda var.

İş dünyasında kaçınılmaz olarak dijitalleşme hızına ayak uyduramayan şirketlerin eleneceği yönünde yaygın bir kanı var. İnternet çağıyla beraber ABD’de 1995 yılının en büyük 500 şirketi listesinde yer alan şirketlerin yüzde 85’inin artık varolmadığını yazdığımızda çok şaşıracaksınız belki ama bu rakamlar bana değil iş dünyasının yönelik en önemli yayın organlarından biri olan Fortune’a ait.

Mobilim, mobilsin, mobil

Bugün artık büyükşehirlerde insanlar çok daha mobil yaşıyor. Gün içinde vaktimizin büyük çoğunluğu masabaşı yerine sokakta ya da trafikte geçiyor. Metropol şartları, gün geçtikçe iş dünyasını da ofis dışı çözümlere doğru itiyor. Bu anlamda önümüzdeki dönemlerde şirketlerde ofise bağımlılığın azalacağını ve ofis maliyetlerinde bir düşüş yaşanacağını hepimiz öngörüyoruz. Kağıt ortadan kalkarken mobil çözümler sayesinde veri akışı artacak.Sahadan iletilen veriler direkt olarak şirketin merkezine anında aktarılabilecek. Bunun dışında bu mobil uygulamalar sayesinde teknik servisin ve satış organizasyonlarının takibi ve değerlendirmesi de daha etkin bir biçimde gerçekleştirilebilecek. Sahadaki ekip ve yapılan iş eş zamanlı olarak takip edilebildiği için performansın da paralel olarak artacağını öngörmek hiç de zor değil.

Giyilebilir teknolojilerin önümüzdeki birkaç yıl içerisinde kurumsal hayata entegre olacağı bir gerçek. Saat, bileklik, gözlük gibi cihazlardan toplanan verilerle yapılacak mobil uygulamalar, müşteri ve çalışan yönetimini farklı bir boyuta taşıyacak. Nesnelerin interneti konusunda yapılacak çalışmalar otomasyon süreçlerini baştan başa değiştirecek, verimliliği büyük ölçüde artıracak. Elbette internete bağlı cihazların sayısı arttıkça bilgiyi güvende tutmak zorlaşacağından şirketlerin güvenlik için yatırım ihtiyaçları da artacak. Önemi henüz fark edilmese de gerek güvenlik gerekse kullanıcı deneyimi sorunlarını en aza indirmek için uygulama test süreçleri de ön plana çıkacak.

Peki ya Türkiye’de durum ne?

Mobil uygulama kullanımının Türkiye’deki yaygınlığı bilinen bir gerçek. Bu kadar yoğun kullanımın olduğu ve genç nüfusa sahip bir ülkenin de yatırım merkezi haline gelmesi beklenen bir durum. İhtiyaçları daha iyi anlayıp, Türk insanına ve ticaret yapısına özel uygulama geliştirebilmek için büyük teknoloji şirketlerinin ülkemizde daha kalıcı yatırımlar yapması gerekecek. Ülkemizde özellikle tarım, sağlık ve endüstride mobil uygulama çözümleri konusunda hala büyük eksiklikler bulunuyor. Bu alanlara yönelik projelerin artması durumunda mobil uygulama alanında büyük bir yol kat edileceğini ve bir süre sonra ağırlıklı teknoloji ithal eden bir ülke olmak yerine ihraç da eden bir ülke olmanın hayal olmadığını hep birlikte göreceğiz.

Yazar: Fatih Sarı
TechInside Yayın Koordinatörü

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.